Khaire

Oikistes İlk paylaşımından itibaren 8 hafta boyunca her hafta en az 2 paylaşım yapan üyeler kurucu üye (oikistes) olur. Kurallar ›
Birileri sanki benmişim gibi "Kynopia" diye bir komedya yazıyormuş, bak hele, görelim bitirsin de... Köpek davasını ben yazmıştım zaten, “Eşekarıları”nda. Davacısı da bizim mahalleden bir köpekti. Bakalım bu yenisi Labes’in hakkını verebilecek mi? Beğenmezsem, “Kurbağalar”ı yeniden yazar onu da Euripides’in yanına gönderirim :))
Pyanepsion’un ilk günleri. Komşumuz sabahtan beri eiresione’yi hazırlıyor: zeytin dalına yün bağladı, incir astı, bir küçük testi de bal ile doldurdu. Kapısına asılacak ve bir yıl orada kalacak; geçen yılki dal kuruyup kararmıştı, yenisi gelince yakılacak. Çocuklar dalı alıp ev ev dolaşacak, şarkılarıyla ekmek ve bal toplayacaklar.
Antik dünyanın yankıları bugünün sorularıyla buluştuğunda, ortaya çıkan sadece bir hikaye değil, aynı zamanda bir yüzleşmedir. "Ben, Orestes," sizi tam da böyle bir yüzleşmeye, Antik Yunan'ın en sarsıcı trajedilerinden birinin kalbine, Orestes'in kendi sesinden tanıklık etmeye davet ediyor. Bu, Kral Agamemnon ile Kraliçe Klytaimestra'nın oğlu, kaç kuşaktır soyuna musallat olan tanrısal bir lanetin son halkası, babasının kanlı mirası ve annesinin adalet arayışıyla gelen intikamı arasında sıkışmış bir ruhun hikayesidir. Ancak "Ben, Orestes," bildiğiniz mitolojik anlatıların bir tekrarı ya da romantize edilmiş bir kahramanlık destanı değil. Yazar Trygaios Aristeides, efsanelerin ve kahramanların mutlak hakikatine inanmadan , anlatılanların arka sokaklarında gezinerek Orestes'i "salt insan" olarak, tüm acıları, korkuları, pişmanlıkları ve arayışlarıyla karşımıza çıkarıyor. Bu eser, yazarının Sunuş'ta da belirttiği gibi, “bir mitolojik roman” değil "bir antik tragedya romanı" disipliniyle kurgulanmıştır; mitolojinin serbest çağrışımlarından ziyade, tragedyanın etik ve politik çatışmalarına, insanın kendiyle ve otoriteyle hesaplaşmasına odaklanır.
Antalya Devlet Tiyatroları Aristophanes’in Kuşlar komedyasını sahneledi. Aristophanes’in Kuşlar’ı, insanların daha iyi yaşam arayışını hiciv ve hayal gücüyle harmanlayan bir komedidir. Oyunda Atina’dan sıkılmış iki dost, “Güvendost ve Umutlugil”, insan yaşamının haksızlıklarından sistemin yozlaşmasından bunalmışlardır. Toplumun baskılarına karşı çareyi, kuşların üstlenebileceği yeni bir düzen kurmakta bulurlar. Bu fikirle kuşların yanına gider, onları ikna eder ve “Havakukukuşya” şehrini inşa ederler. Bu şehir tanrılarla insanlar arasında “ufuk çizgisinde” konumlanır. Kuşlar yeni bir düzenin kurucusu olurlar. Aristophanes, dönemin Atina’sına taşlamalar yapar. Bürokrasiyi, açgözlülüğü, adalet sistemini alaya alırken bir yandan da seyirciye kuşlarla örülmüş rengarenk ve masalsı bir hayal sunar. “Olduğum zaman ya olurum ‘kuş kral’ ya da olurum ‘insan’…” Duvarların önemli olmadığı, davasız, kavgasız, herkesin özgür ve tok olduğu bir yer aramaya başlarlar. Acaba bu serüvenin sonunda ütopya devletlerini kurabilecekler mi yoksa isyan ettikleri kişilere mi dönüşecekler? Bu eser yaklaşık 2500 yıl önce yazılmasına rağmen, günümüz toplumlarına ayna niteliğinde. Zaman farklı, mekan farklı, ve halk...

Agora Sokakları

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi